Zeytinyağı Sağlıktır ... Dr. Ece Canga

Zeytinyağı, insanoğluna armağan edilen en değerli besinlerden biridir… İnsanlık tarihinde zeytinyağı üretilen ana toprakların üzerinde yaşamamıza rağmen, böylesi bir iksirin, sağlık açısından ne kadar büyük bir önemi olduğunu, belki biliyor ama, yeterince tüketmiyoruz…


Zeytinyağı sağlıktır…


Arkeolojik araştırmalarda, Kuzey Afrika kıyılarında, İsa'dan 12.000 yıl öncesine ait zeytin ağacı bulgularına rastlanmıştır. Santorini Adası'nda bulunan zeytin yaprağı fosilinin yaşının ise İsa'dan 39.000 yıl öncesine kadar gittiği tespit edilmiştir. Oldukça narin olması, yavaş ve zahmetli büyümesine rağmen, yaklaşık, ortalama 300 - 4000 yıllık ömrü olması bu ağacın botanikte ve Mitoloji'de “ölümsüz ağaç” olarak adlandırılmasına neden olmuştur.


Yaklaşık 5000 yıldır Akdeniz ve Ege bölgesinde yoğunlukla üretilip kullanılan zeytin ve zeytinyağının içeriğinde %75 oranında oleik asit gliseridleri, antioksidanlar, mineraller, D, K, A ve E vitaminleri ve az miktarda fitosterol vardır. Fitosteroller, kanda kolesterol düzeyini düşürücü etkiye sahip bitkisel maddelerdir. A, D, K ve E vitaminleri, sadece yağda eriyen vitaminlerdir.


Zeytinyağının insan sağlığı üzerindeki önemli etkileri çok uzun yıllardır bilinmektedir. Yiyeceklerin içindeki bazı vitaminler yağlar sayesinde vücudumuzda kullanılır hale gelirler. Yağlar hücre zarlarımızın yapıtaşını oluşturur.


Beslenme ve yaşlanma arasında güçlü bir ilişki vardır. Besinler enerjiye çevrilirken, “oksidanlar” ortaya çıkar. Hücrelerin erken yaşlanmasına ve ölmesine yol açan oksidanların olumsuz etkileri “anti-oksidanlar” ile ortadan kaldırılır. İçerdiği E vitamini ve anti-oksidanlar sayesinde, özellikle kansere karşı koruyucu, saç dökülmesini engelleyici, cilt için hücre yenileyici,doku ve organ  yaşlanmasını geciktirici etkisi ile mucize bir besindir.


Çocukluk ve gençlik çağında beslenmeye yetişkinlerden daha çok özen gösterilmelidir. İleri yaşların temelinin atıldığı bu yaşlarda hücrelerin sağlıklı gelişebilmesi için ağlıklı beslenme çok önemlidir. Yaşamın temel koşulu hücrelerin kendisini sürekli yenilemesidir. Bunun en hızlı ve yoğun olduğu dönem ise çocukluk ve gençlik çağlarıdır. Çocuklarda ve gençlerde beslenmede yağlar çok önemli ve yaşamsaldır. Bu nedenle zeytinyağı, vazgeçilmez bir besindir.


Sadece doğumdan sonra değil, anne karnındaki bebek ve anne adayı içinde çok gerekli olduğu için hamile beslenmesinde ve doğumdan sonra lohusa döneminde beslenmedeki yeri tartışılmazdır. Kemik ve mineralizasyon üzerinde olumlu etkileri sayesinde normal kemik gelişimine yardımcı olur.  İçeriğindeki “oleik asit” anne sütündeki en önemli yağ asitidir ve bebeğin doğumdan sonra sinir sistemi dokularının gelişiminin sağlıklı olmasını sağlar. Hiçbir şeyin anne sütünün yerini tutmadığını bilmemize rağmen, bazen lohusa döneminde sütü azalan ya da kesilen anneler bebeklerine zorunlu olarak inek sütü vermek zorunda kalırlar. Bu gibi durumlarda inek sütüne zeytinyağı ilave edilerek  bebeğe verilirse ,anne sütüne yakın bir süt elde edilmiş olur.


Zeytinyağının başta kalp damar sisteminde olmak üzere, sindirim sistemi,kemikler, beyin ve sinir sistemi  üzerinde olumlu ve önemli etkileri vardır.


Yağlar midede değil bağırsaklarda sindirilir. Zeytinyağı en kolay sindirilen yağdır. Çünkü zeytinyağı midede diğer besinlerin sindirilmesi için gerekli olan mide asitlerini azaltmaz. Safra kesesinin boşalmasını kolaylaştırarak safra taşı oluşumu riskini azaltıcı etkisi vardır.1 hafta boyunca, sabahları aç karnına 50 – 100 gr alınırsa, safrakesesi tıkanıklığında yada safra taşı varlığında diğer tedavilerin yanında kullanılabilir. Bağırsakların daha iyi çalışmasını sağlayarak kabızlığı önler. Bağırsaklarında tembellik olanlara sabah aç karnına 1 kaşık zeytinyağı içmesi önerilir.


Cilt kuruluğu olanlara, egzaması olanlara zeytinyağı önerilir.


Son yıllarda yürütülen bazı çalışmalar zeytinyağının Diabetes Mellitus - Şeker hastalığının vücutta neden olduğu bazı hastalıkları önlemede yardımcı olduğunu ortaya koymuştur. Kan şekerinin kontrol edilmesine katkı sağlar.


Yüksek kolesterol kalp-damar hastalıklarında temel risk faktörlerinden biridir. Zeytinyağının, damarların tıkanmasında önemli rolü olan “LDL" (low density lipoprotein)nin kan düzeyini düşürücü ve koruyucu özelliği olan “HDL" (high density lipoprotein)nin kan düzeyini hafif arttırıcı etkileri olduğu bilinmektedir. HDL, halk arasında iyi kolesterol olarak da bilinir. Görevi, kolesterolü çevre dokulardan toplayıp karaciğere taşımak olan bu lipoprotein, böylece kolesterolün damar duvarlarında birikip damar sertliğine, dolayısı ile kalp-damar hastalıklarına yol açmasına engel olmaktır. HDL düzeyi yüksek olursa kalp-damar hastalıklarına karşı daha iyi korunuruz. HDL'nin kan düzeyini yükselten en iyi besin ise zeytinyağıdır.


Yağlar yüksek enerjiye sahip oldukları için fazla kiloya ve dolaylı olarak pek çok hastalığa neden olabilirler. Özellikle doymuş yağ dan zengin beslenme ile “meme kanseri” arasında pozitif bir ilişki olduğu bazı yayınlarda gösterilmiştir. Ancak bütün yağlar bu etkiye neden olmaz. Sağlığımızın sürekliliğine yardımcı olan zeytinyağı, doymamış bir yağdır. En doğrusu, sofralarımızda – yemeklerimizde  günde 30-50 gr zeytinyağı tüketmemizdir.


Çağın vebası olarak tanımlanan kanser her yıl binlerce insanın ölümüne, yaşam standartlarının düşmesine sebep olmaktadır. Pek çok araştırma Akdeniz ve Ege bölgesinde yaşayanların kansere yakalanma riskinin %50 oranında daha az olduğunu göstermektedir. Bu sonuç üzerindeki en önemli etken bölgedeki beslenme alışkanlıklarıdır. Akdeniz Tipi diyet dediğimiz beslenme şekli esas olarak sebze, meyve, kuru baklagiller, tahıl ve zeytinyağından oluşur. Akdeniz ve Ege bölgesinde yaşayanların kalp-damar hastalıkları ve kanser gibi ölümcül hastalıklara yakalanma oranının düşüklüğüne bakacak olursak bu beslenme şeklinin ne kadar doğru olduğunu görebiliriz.


Zeytin ve zeytinyağında bulunan fenolik komponentlerin, tromboz (pıhtılaşma) ve tümör hücre çoğalmasını önleyici etkileri gösterilmiştir. Fenolik yapıların aynı zamanda cilt, meme, kolon ve akciğer kanserinde hücre büyümesini inhibe ettiği (baskıladığı) gösterilmiştir. Zeytinyağı cilt kanserinde koruyucu özelliği olan “Squalen” maddesinden zengindir. Özellikle güneşin çok olduğu Akdeniz bölgesinde cilt kanseri riski yüksek olmasına rağmen beklenenden düşük olması Akdeniz tipi beslenme şekline bağlanmaktadır. Akdeniz tipi beslenme listesinin en başında ise zeytinyağı vardır.


Anti-oksidanlar tümör hücrelerinin büyümesini engeller, kemoterapinin etkisini arttırır, yan etkilerini azaltır, kanser hücrelerinin yayılmasını engeller ve hücre yenilenmesini kolaylaştırır. Zeytinyağını günlük ve sürekli olarak tüketmek içerdiği anti-oksidanlar sayesinde hayat boyu bizim kansere karşı koruyucu etkimizi arttıracaktır.


Ek olarak; Hipokrat, özellikle psikolojik sorunları olan hastalara taze yeşil zeytin önermiştir.


Son olarak diyebiliriz ki;


Zeytinyağı, insanoğluna armağan edilen en değerli besinlerden biridir.


Dr. Ece Canga